Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı yani sleeve gastrectomy mideye herhangi bir cisim yerleştirilerek uygulanan bir cerrahi yöntem değil, midenin belirli hacmi alınarak küçültüp mide tüpü ortaya çıkarılır.

Uzun yıllardır uygulanan bir ameliyat türü olup obez ya da morbid obez bireylerin mide hacmini küçülterek zayıflatılmasını ve obeziteden kaynaklı sağlık sorunlarının giderilmesini amaçlamaktadır. Tüp mide ameliyatı bilinen gastrik by-pass ya da biliopankreatik diversiyon operasyonların uygulanamayacak durumda olan obezite hastaları için asıl operasyon öncesi belli miktar kilosundan kurtarmak hedeflemek için düşünülmüş ancak operasyon sonrası hedeflenenden daha fazla kilo kaybını sağladığı görülmüştür. 2001 senesinde sleeve gastrektomi olarak bildirilmiş tıp literatürüne tek başına uygulanabilen bir obezite cerrahi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

Obezitenin tedavisi cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler ile mümkündür. Cerrahi olmayan yöntemler daha çok katı diyetler etrafında şekillenir. Cerrahi yöntemler iki ayrı kol etrafında gelişmelerini sürdürürler. Cerrahi yöntemlerin omurgasını oluşturan yöntemlerden ilki metabolik (malabsorbtif) tekniklerdir. Bu tekniklerde mideye yapılan müdahaleye ek olarak mideden bağırsağa ikinci bir yol açılır. Yani doğrudan doğruya vücut üzerinde fizyolojik bir değişim yapılır. İkinci yol olan tüp mide (Sleeve Gastrektomi) ameliyatları; hacim küçültücü (restriktif) ameliyatlar olarak adlandırılır ve yine mide küçültülür ancak metabolik yöntemlerde olduğu gibi mideden bağırsağa giden ikinci bir yol açılmaz. Tıp literatüründe birçok farklı isimle anılabilir. Bilgi kirliliğinin önüne geçmek için bu isimlerin de sıralanmasında fayda vardır: sleeve gastrektomi, gastrik sleeve, obezite cerrahisi, mide küçültme ameliyatı ve vertikal gastroplasti…

Obezitenin tedavisi amacıyla geliştirilen cerrahi yöntemlerin tarihini incelemediğimizde tüp mide ameliyatlarının başlı başına bir tedavi yöntemi olarak değil de bir ameliyatlar bütününün başlangıcı, obezitenin yıkıcı sonuçlarını durdurmaya ve ikinci büyük ameliyat gerçekleşene kadar belirli bir oranda geriletmeye yönelik olduğunu görürüz. Bu tarihsel süreç yaklaşık olarak otuz – otuz beş yıl öncesine dayanır. Zaman içerisinde hastalardan toplanan veriler göstermiştir ki tüp mide ameliyatı olan obezite hastalarının büyük bir bölümünde ikinci operasyona gerek kalmamaktır. Bu veriden yola çıkılarak tüp mide ameliyatları obezitenin cerrahi tedavisinde ana yöntem olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Obezite ameliyatının riski var mı?

Apandisit ve safra kesesi ameliyatlarındaki risk ne ise bu ameliyatta da o kadar risk vardır. Tüm uluslararası verilerde de belirtildiği gibi riskin görülme oranı yüzde 0,2 – 0,4 arasındadır. Obezite ameliyatlarında riski belirleyen birtakım faktörler mevcuttur. Doktorun tecrübesi, ameliyatta iyi ve kaliteli malzemenin bulunması, bu malzemelerin doktor tarafından doğru kullanılması, hastanın doktorla uyumu bu faktörlerden bazılarıdır. Ameliyattan sonra ilk iki ayda kaçak riski vardır. Bu nedenle ameliyat sonrasındaki 60 günde özellikle ilk 20 günde çok dikkatli olunmalıdır. Bu süreçte verdiğimiz beslenme ve diyete uyulmalıdır.

Tüp mide ameliyatları ne kadar sürer?

Mide fıtığı ve obezite ameliyatını yaptığımız hastada açık cerrahi girişimde bulunmadık, kapalı yöntemle her iki operasyonu da tamamladık. Obezite ameliyatları yaklaşık 45 dakika, mide fıtığı ameliyatı ise 15 – 20 dakika sürüyor. Ameliyattan 5-6 saat sonra kişiyi mutlaka ayağa kaldırıp yürütüyoruz. Obezite ameliyatı sonrası oluşan ölüm oranları yüzde 0,2 ve bunun da en önemli nedeni embolidir. Emboli damarın pıhtı ile tıkanmasıdır. Pıhtılar beyne veya akciğere gidebilir bu da çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. İşte bu yüzden hastalara ameliyat sonrası ayağa kalkıp dolaşmasını öneriyoruz.

Ameliyattan bir gün önce hastanede yatmak neden zorunludur?

Ameliyat sonrası emboli riskinden kaynaklı bir sorun ile karşılaşmamak için hastanın bir gün önce hastaneye yatırılması ve ameliyat öncesi kan sulandırıcı iğne tedavisi yapılması gereklidir. Bu tedavi hastayı, hastaneye yatırdığımız an ve sonrasındaki bir ay boyunca uygulanmaya devam etmelidir. Hastalara taburcu sonrası da mutlaka bu iğneleri yaptırmalarını öneriyoruz. Böylece emboli riskini ortadan kaldırmış oluyoruz.

Tüp mide ameliyatı geçiren hastalar nasıl beslenmeli?

Tüp mide ameliyatı olan hasta hemen hemen her şeyi yiyebilir ancak gazlı içeceklerden ve yiyeceklerden uzak durmalıdır. Alkol ve sigara ilk etapta kesinlikle yasaktır. Bulgur, pirinç gibi şişen gıdalardan da bir süre uzak durmak gerekmektedir. İlk 30 gün hastalar, 10’ar günlük periyodlarla takip edilir. Bu periyodlar “Tülbent Dönemi, Blender Dönemi ve Yumuşak Katı Gıdalar Dönemi” olmak üzere üç dönemden oluşur.

Tülbent Dönemi: İlk 10 gün berrak, tanesiz sıvılarla beslenilir ve günlük 2500 cc sıvı alınması gereklidir. Bu sıvının 1000-1500 cc’nin su olması ve geriye kalan 1000 cc’nin ise çorba ve meyve suyu olmasını öneriyoruz. Ancak çorba ya da evde yaptığınız meyve suyu mutlaka tülbentten süzülmelidir. Elma, armut, havuç gibi meyvelerin taze bir şekilde suyu sıkılmalıdır, hazır meyve suyu kesinlikle yasaktır. Tüm bunlara ek olarak hastalara şişkinlik yapmayacak çorbalar içmelerini öneriyoruz.

Blender Dönemi: İkinci 10 gün blenderlı döneme geçilir. Bu dönem, midenin geri kalan kısmının düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayan bir adaptasyon dönemidir. Bu 10 günlük dönemde hasta, 3 öğün yemek yemek zorundadır. Üç öğünde de sadece katı gıda yenilir ancak yediği her şeyi blenderden geçirilmelidir. Bu dönemde katı ve sıvı aynı anda tüketilmemelidir.

Yumuşak Katı Gıdalar Dönemi: Bu dönemde artık tülbent ya da blender kullanılmaz. Hasta, tatlı kaşığı boyutunda katı ama yumuşak gıdalar ile beslenmelidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri besinleri uzun çiğneyerek tüketmektir.

İstanbul tüp mide tedavisi hakkında bilgi almak için bizleri arayınız.

WhatsApp chat